yandex resim
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı | Milletin Seçimi - www.milletinsecimi.com

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

29 ekim cumhuriyet bayramı

Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Büyük Ulus Meclisi’nin 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi duyuru etmesi hatırasına her sene 29 Ekim günü Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs’ta kutlanan bir millî bayramdır.

Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı ülkelerde 28 Ekim öğleden sonra ve 29 Ekim tam gün olmak üzere bir buçuk gün resmî tatildir. 29 Ekimlerde stadyumlarda şenlikler yapılır, akşam ise ananesel olarak fener alayları tertip edir.

1925 yılında çıkarılan bir yasayla Cumhuriyet’in ilanı günü yeni Türk Devletinin bayramı ilan edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin onuncu yılı kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmiştir.

Cumhuriyetin ilanı

Osmanlı Devleti, 1876 yılına kadar salt monarşi, 1876-1878 ve 1908-1918 arasında meşruti monarşi ile yönetilmişti. I. Dünya Savaşı’nda mağlubiyete uğramasının hemen peşinden işgale uğrayan Anadolu’da halkın işgalcilere karşı Mustafa Kemal Paşa önderliğinde verdiği Ulusal Mücadele, 1923 seneninde ulusal güçlerin zaferi ile sonuçlandı. Bu süreçte, “Büyük Ulus Meclisi” isimiyle 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan halkın temsilcileri, 20 Ocak 1921’de Örgüt-ı Esasiye Yasayı isimli yasayı kabul ederek egemenliğin Türk ulusuna ait olduğunu ilan etmiş ve 1 Kasım 1922’de aldığı kararla saltanatı kaldırmıştı. Ülke, meclis hükûmeti tarafından yönetilmekteydi.

27 Ekim 1923’te İcra Vekilleri Kurulu’nin istifası ve yerine meclisin güvenini kazanacak yeni bir kabinenin kurulamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, idare biçiminin Cumhuriyet olması için İsmet Paşa ile beraber bir yasa farklığı tasarısı hazırlayarak 29 Ekim 1923’te Meclis’e sundu. Örgüt-ı Esasiye Yasayı’nda yapılan farklıkların kabulü ile Cumhuriyet, Türkiye Büyük Ulus Meclisi tarafından duyuru edilmiş oldu.

Cumhuriyetin duyurusu, Ankara’da 101 pare top atışı ile duyuruldu ve 29 Ekim gecesi ile 30 Ekim 1923 tarihinde başta Ankara olmak üzere tüm ülkede bir bayram havasında kutlandı.

Bayram kabul edilmesi

Cumhuriyet duyuru edildiği sırada daha 29 Ekim günü bayram duyuru edilmemiş, kutlamalar ile ilgili bir tertip etme yapılmamıştı; 29 Ekim gecesi ve 30 Ekim günündeki şenlikleri halk spontane örgütledi. Sonrası yıl, 26 Ekim 1924 tarihli 986 numaralı kararname ile Cumhuriyet’in ilanının 101 pare top atılarak ve tasarılanacak özel bir programla kutlanmasına karar verildi. 1924 yılında yapılan kutlamalar, daha sonra yapılacak olan Cumhuriyet’in ilanı kutlamalarının başlangıcı oldu.

2 Şubat 1925’te, Hariciye Vekaleti’nce (Dışişleri Bakanlığı) tertip eden bir kanun önerininde 29 Ekim‘in bayram olması önerilmiştir. Bu öneri Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelendi ve 18 Nisan’da karara bağlandı; 19 Nisan’da ise öneri TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ tarafından kabul edildi. 628 sayılı bu yasa ile 29 Ekim, Cumhuriyet’in ulusal bir bayram olarak kutlanması resmi bir karar şekline geldi. Cumhuriyetin duyuru edildiği gün, 1925’ten itibaren ülke içinde ve dış temsilciliklerde resmî bir bayram olarak kutlanmaya başladı.

Hükümet 27 Mayıs 1935’te ulusal bayramlar ile ilgili yeni bir tertip etme yaparak ülkede kutlanan bayramları ve muhtevalarını yine belirledi. Daha önce Meşrutiyet’in ilan günü olan Hürriyet Bayramı ile Saltanatın kaldırılış günü olan Hâkimiyet Bayramı milli bayramlar arasından kaldırılarak kutlanmasına bitirildi. Cumhuriyet’in ilan edildiği gün 29 Ekim “milli bayram” olarak ilan edildi ve devlet yerine yalnız o gün merasim yapılması karara bağlandı.

Kutlamalar

Cumhuriyet’in ilk senelerinde, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında yıkılan bir devletin yıkıntınından genç Türkiye Cumhuriyeti’nin doğduğu vurgusu yapılmıştır. Bu ilk vakitlerde kutlamalar, günübirlik yapılan merasimler şeklindeydi. Aynı gün içinde merasimler, sabah resmikabul ile başlar daha sonra devlet erkanı önünde resmî geçit tertip edir ve akşamda fener alayı gerçekleştirilerek program üç bölümde bitirmiş olurdu. Ayrı olarak bayram akşamları şehrin idareceileri ve ileri gelenlerinin katıldığı “Cumhuriyet Baloları” tertip etti. Merasimlerin bu yapısı 1933 seneye kadar devam etti.

Cumhuriyet bayramı kutlamalarında 1933 seneninde gerçekleşen onuncu sene kutlamalarının ayrı bir yeri ve ehemmiyeti vardır. 1923’te kurulan Cumhuriyet’in on sene gibi kısa bir müddet içinde gerçekleştirdiği reformların ve ekonomik kalkınmanın halka ve tüm dış dünyaya gösterilmek istenmesi Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına değişik bir mana yüklenmesine neden oldu. Onuncu senede kutlamalar önceden yapılan bayram kutlamalarından çok daha geniş bir şekilde örgütledi. Hazırlıklar için 11 Haziran 1933 tarihinde TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’de görüşülen ve 12 maddeden oluşan 2305 sayılı “Cumhuriyet’in duyurusunun onuncu Sene Dönümü Kutlama Yasayı” kabul edildi. Yasayla 10. sene kutlamalarının üç gün sürmesi ve bu günlerin resmi tatil olması kararlaştırıldı.

Tüm yurtta, 10. sene bayram kutlama merasimlerinin yapıldığı yerlere “Cumhuriyet Alanı” isimi verildi ve ad koyma merasimleri yapıldı. İsim konma merasimleri esnasında anı olarak “Cumhuriyet Abidesi” veya “Cumhuriyet Taşı” denilen mütevazı abideler yapıldı. Kutlamalar, çok renkli geçti. Mustafa Kemal, Ankara Cumhuriyet Alanı’nda Onuncu Sene Nutku’nu okudu. Onuncu Sene Marşı bestelendi ve marş her yerde okunur oldu. 1934 yılından 1945 yılına kadar yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kimi farklıklar dışında 1933 yılında yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları örnek alınarak tertip etti.

Cumhuriyet nasıl kuruldu?

Atatürk, vekillere Cumhuriyeti anlattı.
Yeni idare şekli ‘Yaşasın’ sesleri arasında Meclis’te kabul edildi.
Ve o gün Türk milletinin en büyük bayramı oldu.
İşte Cumhuriyet’in duyurusunun öyküsü bu…
Bu­gün 29 Ekim
Cum­hu­ri­ye­t’­in ila­nı­nın 89. yı­lı…
Tür­ki­ye, 1924 yı­lın­dan bu ya­na her 29 Eki­m‘­i Cum­hu­ri­yet Bay­ra­mı ola­rak şö­len­ler­le kut­lu­yor.
Pe­ki, 1923’te Mec­li­s’­te ne­ler ya­şan­dı?

Tarih 29 Ekim 1923…

Atatürk, vekillere Cumhuriyeti anlattı.

Yeni idare şekli ‘Yaşasın’ sesleri arasında Meclis’te kabul edildi.

Ve o gün Türk milletinin en büyük bayramı oldu.

İşte Cumhuriyet’in duyurusunun öyküsü bu…

Bu­gün 29 Ekim

Cum­hu­ri­ye­t’­in ila­nı­nın 89. yı­lı…

Tür­ki­ye, 1924 yı­lın­dan bu ya­na her 29 Eki­m’­i Cum­hu­ri­yet Bay­ra­mı ola­rak şö­len­ler­le kut­lu­yor.

Pe­ki, 1923’te Mec­li­s’­te ne­ler ya­şan­dı?

O gün­le­re na­sıl ge­lin­di?

İş­te Cum­hu­ri­ye­t’­in ila­nı­na gi­den yol­da Tür­ki­ye­’nin ya­şa­dık­la­rı…

Mus­ta­fa Ke­ma­l’­in, 19 Ma­yıs 1919’da Sam­su­n’­a çı­kı­şıy­la Mil­li Mü­ca­de­le baş­la­dı. “Tek bir ege­men­lik var, o da mil­li ege­men­lik­tir. “Ül­ke­yi, yi­ne ulu­sun ken­di gü­cü kur­ta­ra­cak­tı­r” şehir­ke­siy­le, 23 Ni­san 1920 gü­nü Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si ku­rul­du.

Ulu Ön­der Mus­ta­fa Ke­ma­l’­in ön­der­li­ğin­de Kur­tu­luş Sa­va­şı mü­ca­de­le­si baş­la­dı.

Ül­ke iş­gal­den kur­ta­rıl­dık­tan son­ra, Lo­zan Ba­rış Ant­laş­ma­sı im­za­lan­dı.

Ye­ni bir dev­let ku­rul­du…

Tek ek­sik ye­ni dev­le­tin yö­ne­tim şek­li­nin ne ola­ca­ğıy­dı.

Ekim 1923 ta­ri­hin­de Mec­li­s’­te hü­kü­me­tin is­ti­fa­sıy­la ya­şa­nan sü­reç, yö­ne­tim şek­liy­le şehir­gi­li ça­lış­ma­la­rı da hız­lan­dır­dı.

Ulu Ön­der Mustafa Kemal, ege­men­li­ğin ulu­sa da­yan­dı­ğı yö­ne­tim şek­li için ça­lış­ma­la­ra baş­la­dı. Ve ni­ha­yet 28 Ekim 1923 ak­şa­mı ça­lış­ma ar­ka­daş­la­rı­nı Çan­ka­ya­’da ye­me­ğe ça­ğı­ra­rak ilk defa dü­şün­ce­le­ri­ni açık­la­dı.

Ye­mek­te Mus­ta­fa Ke­mal, “Bey­ler! Ya­rın cum­hu­ri­ye­ti duyuru ede­ce­ğiz.” de­di.

Ye­mek­ten son­ra İs­met Pa­şa ve Ata­türk, sa­ba­ha ka­dar ça­lış­tı. Ça­lış­ma oda­sı­nın cı­lız ışı­ğı 29 Eki­m’­de tüm Ana­do­lu­’yu ay­dın­la­ta­cak­tı.

Ata­tür­k’­ün söy­le­di­ği ve İs­met Pa­şa­’nın ka­le­me al­dı­ğı tas­lak­ta, 1921 Teş­ki­la­tı Esa­si­ye Ka­nu­nu­’nun ba­zı mad­de­le­ri­nin de­ğiş­ti­ril­me­si ön­gö­rü­lü­yor­du. Ata­türk, 1. mad­de­ye, “Tür­ki­ye Dev­le­ti­’nin yönetim şekli Cum­hu­ri­ye­t’­ti­r.” cüm­le­si­ni ek­le­di.

29 Ekim 1923 gü­nü Mec­li­s’­te ye­ni hü­kü­me­ti kur­mak için ça­lış­ma­lar baş­la­dı.

Mus­ta­fa Ke­mal, ay­nı gün ye­ni yö­ne­tim şek­li “Cum­hu­ri­ye­t” ile il­gi­li ha­zır­la­dı­ğı tas­la­ğı mil­let­ve­kil­le­ri­nin gö­rü­şü­ne sun­du. Tas­lak, 18.45’te Mec­li­s’­te tar­tış­ma­ya açıl­dı. Ak­şam sa­at 20.30’da Cum­hu­ri­yet ilan edil­di.

Mil­let­ve­kil­le­ri, aya­ğa kal­ka­rak 3 kez “Ya­şa­sın Cum­hu­ri­ye­t” di­ye ba­ğır­dı.

Bu, ye­ni ku­ru­lan bir ül­ke­nin bir gün evvel­ya­ya du­yur­du­ğu bir ba­ğım­sız­lık çığ­lı­ğıy­dı.

Ata­türk, ta­ri­hi ko­nuş­ma­sı­nı yap­tı: “Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti, ci­han­da iş­gal et­ti­ği mev­ki­ye la­yık ol­du­ğu­nu is­pat ede­cek­tir. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti me­sut, mu­vaf­fak ve mu­zaf­fer ola­cak­tır.”

Mus­ta­fa Ke­mal, rey bir­li­ği ile ye­ni Türk Dev­le­ti­’nin ilk Cum­hur­baş­ka­nı ol­du ve 101 pa­re top atı­şıy­la An­ka­ra, bay­ram ye­ri­ne dö­nüş­tü.

O günden bu güne her 29 Ekimde Cumhuriyet heyecanla kutlandı.

Gelelim günümüze;

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, valiliklerin yasaklamalarına karşın bugün de tüm yurtta heyecanla kutlanıyor. Kurulan polis barikatları, sıkılan biber gazları ve basınçlı sular halkı durdurmaya yetmiyor.

Bayrak açanları tekmelemek halkın Cumhuriyete, bayrağa olan bağlılığını azaltmıyor, köreltmiyor, aksine daha büyük bir sevda ile sarılmasını sağlıyor.

Bayrak açan yurttaşa tekme atan polis kimin polisi?

Şayet o polis Cumhuriyetin polisi ise, bu halk kimin halkı?

Bunca engellemeye rağmen, Türk Bay­rak­la­rı­nı alan halk kitleleri mey­dan­lar­da­ki tö­ren­le­re akın etti.

Yollara kurulan barikatlar, illerden otobüslerin çıkartılmaması, Ankara girişinde otobüslerin şehre girişine müsaade edilmemesi, Cumhuriyet yürüyüşüne katılanları az gösterme gayretleri başarılı olamadı.

Sözün özü, Halk Cumhuriyete sahip çıktı!

Cumhuriyet Bayramı

Sevgili okurlarım, yarın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı… Hepimize mübarek olsun.

Böyle günler ulusça ve heyecanla hep beraber kutlanır.

Devlet ananeleri (şayet kaldıysa) bu konuda da geçerli olur. Fakat artık kalmadı.

Recep Bey her sene başşehir Ankara’da tertip eden Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’nu yarın İstanbul’da tertip edecek…

Ve bütün politik partilerin boykot ettiği bu bayram gününü, yalnızca adamlarından ve kendi yandaşlarından oluşan bir toplulukla, kendince kutlamış olacak!

Gerçek kutlamalar ise Ankara’da yapılacak.

On binlerce Cumhuriyet sevdalısı, yarın yeniden Anıtkabir’i dolduracak, bizim Recep Bey orada boy gösterecek mi?

Türkiye bu iktidar döneminde ne hallere düşürüldü…İşte size en son acı haber…

Tunceli’de terörle mücadele için dağ başlarına gönderilen Mehmetçiklerimiz soğuktan dondu.

Bazıları kurtarıldı, iki Mehmetçiğimiz şehit oldu.

Bu nasıl iştir, bunun hesabını kim verecektir?

Yakın tarihimizi bilenler bilir… 1912 Balkan Harbi’nde Bulgar ve Sırp silahlı güçleriyle savaşan onlarca askerimiz Trakya’da donarak şehit olmuştu.

1914 Birinci Dünya Savaşı’nda ise bilhassa Sarıkamış önlerinde Rus silahlı gücüyle savaşıyorduk.

On binlerce Mehmetçik orada donarak can verdi.

O yıllarda silahlı gücümüz perişan vaziyetteydi. Sefalet ve kargaşa kol geziyordu.

Giyecek, yiyecek ve ayakkabı yoktu, açlık vardı.

Şimdi 21. asırda nasıl oluyor da iki askerimiz hem de Tunceli’de donarak şehit oluyor?

Kimdir bunun siyasi sorumluları, hesabı kim verecek?

Ulusal Savunma Bakanı Hulusi Akar mı acaba!

Yok hayır, kimse vermeyecek.

Evet, bu iktidar döneminde ne hallere düşürüldük!

İktidarın gözbebeği Diyanet geçtiğimiz cuma günü bir hutbe okuttu. Türkiye’deki bütün camilerde okunan bu hutbede ne Mustafa Kemal Atatürk’ün isimi geçiyordu, ne de Cumhuriyet Bayramı‘ndan söz ediliyordu.

Kime hizmet ettiği bilinmeyen Diyanet bu kavramları yeniden es geçmişti.

Cumhuriyet Bayramı öncesine eşit gelen hutbenin konusu “Ailede şefkat ve nezaket dili” idi.

Ayıptır be…

Bu kafaların Cumhuriyet’le ne alıp veremediği olduğunu anlamak olanaksız.

Ne hallere düşürüldük…

Atatürk Hava meydanı’nı iptal ettiler, milyarlarca dolar harcayıp bir başka hava meydanı yaptılar.

Recep Bey yarın yenisinin açılışını yapacak.

İsimi belli değil!

Onun isimi verilirse hiç şaşırmayın.

Bilinen tek şey “Atatürk” isimi kaldırıldı, iptal edildi.

Evet, ne hallere düşürüldük…

Hırsız ve sahtekâr Suudiler İstanbul’da cinayet işliyor.

Hepimizin gözleri önünde İstanbul’a uzman katillerden oluşan18 kişilik cinayet ekibi gönderip işi bitiren bu herifler şimdi bizimle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor, resmen alay ediyor.

Toprağımızda işlenen korkunç cinayet ile ilgili rastgele bir yaptırım gücümüz yok.

Bütün hikaye “Aman Müslüman Suudi kardeşlerimizin üzerine fazla gidip onları incitmeyelim! Yarın paraya ihtiyacımız olur, onlardan istemek zorunda kalırız…”

Suriye olayına balıklama daldık.

Bunlar Esad’ı devirecek ve yeni Suriye’nin idareninde söz sahibi olacaklardı…

Aradan tam yedi sene geçti, netice sıfır…

Parasal ve içsel açıdan en ufak bir kazancımız olmadığı gibi, sonsuz kayıplara uğradık.

Milyarlarca doları toprağa gömdüler, şimdi sayısı milyonları bulan mültecilerle uğraşıyorlar.

Başımıza büyük bir bela açtılar.

Kendileri saraylarda ve köşklerde yaşarken devletin parası yok. Borçlar ve bütçe açıkları akılalmaz boyutlarda.

Para bulmak için kamunun bütün mallarını sattılar. Rezalet olanca hızıyla sürmekte.

Ancak bunlar da yetmedi.

Para bulmak için imar affı çıkardılar, bütün kaçak yapıları bağışladılar.

Bu da yetmedi!

Bedelli askerlik getirdiler.

15 bin lirayı peşin veya taksitle yatıran üç hafta sözde askerlik yapıp kurtulacak!

Bunlar kışlada ellerine boş tüfekleri alacak, fotoğraflar çektirip “Mehmetçik” olacak!

Müracaat sayısı şimdiden 700 bin’e yaklaştı.

İyi para gelecek.

Onlar araziye çıkmayacağı için terörle mücadele rizikosu, donma tehlikesi filan da olmayacak.

Sevgili okurlarım, şanla ve haysiyetle kurduğumuz Cumhuriyet’in 95. yılında ülkemizin vaziyeti çok özetle böyle.

O Cumhuriyet patates tarlasından çıkmadı, gökten zembille de indirilmedi.

Kanla, irfanla, nice badireler atlatılarak heyetti…

Ve işte karşımızda günümüzün özet tablosu!

Utansınlar, utansınlar.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, onun asker ve sivil mücadele arkadaşlarının hatıraları önünde burada bir sefer daha saygıyla eğiliyorum.

Ne büyük insanlarmış onlar.

Cevap Yaz